
Evet; bugün dışarı çıktım artık. Sevgili gecea'nın önerisiydi, ''IKEA'ya gidip dolaşalım, geçen gittiğimizde fazla zamanımız yoktu, zaman kaygısı olmadan rahat rahat bakınalım bakalım yeni katalogda ne var, ne yok'' deyince ''tamam'' dedim, ''gidelim''... Gecea, F.D. ve Meltem benden önce gitmişler, orada buluştuk. En fazla ilgimizi çeken bölümler bize göre oldukça dar olan 55- 40 metrekare gibi alanların rahatlıkla yaşanabilecek evler olarak tasarlandığı ''minimal yaşama önerileri'' idi, IKEA durumu daha da abartıp bu sezonda 22 metrekarelik bir alan üzerinde çalışmış. Yatak odası, mutfağı, banyosu, tuvaleti, oturma birimi, yemek bölümü olan, kısaca hiçbirşeyi eksik olmayan bu ufak evler gerçekten ilginç. Düşünüp taşındık biz sığışıp yaşayabilir miyiz acaba böyle bir alanda diye, halihazırdaki eşya kalabalığı ile elbette mümkün değil bu. Böyle bir yaşama biçimine geçmek için herşeyi sıfırlayıp yeniden başlamak gerek, ıvır-zıvıra, hantallığa, kalabalığa yer yok çünkü. CD'lerimiz, filmlerimiz, kitaplar, dergiler, dosyalar, biblolar, lâmbalar, mutfaktaki bin türlü ayrıntı, tas tabak tencere, dolaplar dolusu yorgan, havlu, çarşaf vs., gardropları Merakeş Pazarı'na çeviren kılık-kıyafet, ayakkabı, bavul, çanta derken biz hayatta giremeyiz bu tarz bir evin kapısından! Neredeyse tamamını ihtiyacı olan birilerine vererek çok az eşya ile yetinmeyi öğrenmek gerek. Aslında doğru ve pratik olan da bu, hayatımızı zorlaştırıyor sırf hoşumuza gittiği ya da çok lüzûmlu olduğunu düşünerek aldığımız ama bir-iki kullandıktan sonra dolaplara tıktığımız bütün bu eşya, ayrıntıyla boğuyoruz yaşadığımız mekânları. Bu evlerde öyle görkemli ahşap gümüşlükler, büfeler, geniş koltuk takımları, uzun masalar, koca sandalyeler, yayla gibi yataklar falan yok tabii. Kadife perdeler, ayrı kumaştan güneşlikler, dantelli yatak örtüleri, püsküllü kırlentler, sehpa örtüleri vb. dıngırtılardan da eser yok:) Mercimek kadar banyolara hem duş, hem tuvalet, hem de banyo dolabı sığdırılmış durumda, mutfaklar hakezâ... 150-200 metrekarelik evlere yayılıp yayılıp gene de sığamayan bizim milletimize göre değil bu yaşama alanları anlayacağınız. İsveç'li tasarımcıların ufalta ufalta 22 metrekareye indirdiği evleri şaşkınlıkla dolaşan ''altın günü şişmanı'' hanımlarımız tabii ki akıl erdiremeyerek çıkıyorlardı kapıdan, ''aaa, bu kadarı da olmaz ki ama şekerim, cık cık cık'' diyerek:)
Mutfak için bir ''poşet saklama'' zımbırtısı, delikli, çekip almak kolay olsun diye. Bir plastik sulama kabı, uzun gagalı, açık yeşil. Bir adet askılı saksıda ''rhipsalis cassuta'', sarkan, saçaklı, hoş bir bitki... Üzerine renkli kelebekler dikilmiş tül perdelerle yeşil renkte sinekler nakışlanmış ham keten rengi kumaş perdeler hoştu tabii ama bize göre değil, tırmalanıp parçalanamayacak şeyler gerekli bizim evlere. Fazlası www.IKEA.com.tr de, tasarım ev ürünlerinden hoşlananlar için, gördüğüm kadarı ile meraklısı da çok, epey kalabalıktı. Herşey iyi hoş ta, müşteriye yardımcı olmak üzere ortalıkta dolaşan reyon görevlilerinden başlayarak kasa görevlilerine (aslında özellikle onlara sanırım) kadar çalışanlarını tekrar gözden geçirmesi gerek bence IKEA'nın, eskilerin ''sür'at-i intikal'' dedikleri çabuk kavrama olgusu neredeyse tamamında eksik! Anlatıyorsunuz anlatıyorsunuz, öyle boş boş bakıyorlar yüzünüze, hesaplama hataları, promosyonlu fiyatlar konusunda bilgisizlikleri (biz uyarmak zorunda kaldık bu çiçek promosyonlu fiyattan satılıyor diye) ve daha bir sürü detay var IKEA'yı ''bir daha gitmeyi pek te istemeyeceğiniz bir yer'' yapmaya aday! Satılan malzemeleri ne kadar beğenirseniz beğenin, iş çalışanlarda düğümleniyor ve kesinlikle yeterli değiller. Ayrıca; belki ufak bir ayrıntı ama aradığım bir ürünü sorduğumda düşünüp işin içinden çıkamayan bir reyon sorumlusu hanım kız fena halde ter kokmaktaydı:( Yorucu ve zor bir iş olmasını anlayabilirim ama bu açıklayıcı olmaz böyle bir mağaza sözkonusu olduğunda, dikkat etmek gerek ayrıntılara. Nasıl ki IKEA tasarımcıları ayrıntıdan yola çıkarak bütüne varmakta, değil mi ama?...
Yeni yıl için mumlar, süsler-püsler vardı bolca, aydınlatma ürünleri hoştu, sonra mutfak gereçleri tabii. Ama biz sevgili gecea ile gene en çok ''çocuk'' bölümünde oyalandık sanırım, oyuncaklar, oyuncak saklama sepetleri, çocuk mobilyaları çok eğlenceliydi. Bir çift bambu perde aldım yemek odası için, açık yeşil renkli ve ferah karpuz kokulu bardak mumlardan bir bana, bir gecea'ya, yazı özledikçe yakıp koklamak iyi gelir diye. Geniş halılar biz ''kedili hayat''çılar için uygun seçenek değil, iki küçük el dokuma kilim, gene yeşil tabii:)
Mutfak için bir ''poşet saklama'' zımbırtısı, delikli, çekip almak kolay olsun diye. Bir plastik sulama kabı, uzun gagalı, açık yeşil. Bir adet askılı saksıda ''rhipsalis cassuta'', sarkan, saçaklı, hoş bir bitki... Üzerine renkli kelebekler dikilmiş tül perdelerle yeşil renkte sinekler nakışlanmış ham keten rengi kumaş perdeler hoştu tabii ama bize göre değil, tırmalanıp parçalanamayacak şeyler gerekli bizim evlere. Fazlası www.IKEA.com.tr de, tasarım ev ürünlerinden hoşlananlar için, gördüğüm kadarı ile meraklısı da çok, epey kalabalıktı. Herşey iyi hoş ta, müşteriye yardımcı olmak üzere ortalıkta dolaşan reyon görevlilerinden başlayarak kasa görevlilerine (aslında özellikle onlara sanırım) kadar çalışanlarını tekrar gözden geçirmesi gerek bence IKEA'nın, eskilerin ''sür'at-i intikal'' dedikleri çabuk kavrama olgusu neredeyse tamamında eksik! Anlatıyorsunuz anlatıyorsunuz, öyle boş boş bakıyorlar yüzünüze, hesaplama hataları, promosyonlu fiyatlar konusunda bilgisizlikleri (biz uyarmak zorunda kaldık bu çiçek promosyonlu fiyattan satılıyor diye) ve daha bir sürü detay var IKEA'yı ''bir daha gitmeyi pek te istemeyeceğiniz bir yer'' yapmaya aday! Satılan malzemeleri ne kadar beğenirseniz beğenin, iş çalışanlarda düğümleniyor ve kesinlikle yeterli değiller. Ayrıca; belki ufak bir ayrıntı ama aradığım bir ürünü sorduğumda düşünüp işin içinden çıkamayan bir reyon sorumlusu hanım kız fena halde ter kokmaktaydı:( Yorucu ve zor bir iş olmasını anlayabilirim ama bu açıklayıcı olmaz böyle bir mağaza sözkonusu olduğunda, dikkat etmek gerek ayrıntılara. Nasıl ki IKEA tasarımcıları ayrıntıdan yola çıkarak bütüne varmakta, değil mi ama?...














































