JellyPages.com

Çarşamba, Şubat 13, 2008

Criterio/ Ölçüt...


Ne o? Çok mu tuhaf buldunuz benim sayfamda bu antika nü kartpostalı? İki genç ve güzel kadın soyunmuşlar, dökünmüşler güle söyleşe yiyip içiyorlar işte, ne var ki bunda? Her ikisinin de ''mal meydanda'' vaziyette oluşu beni rahatsız etmiyor, onlar hallerinden memnunsa ve birileri de bana ''sen de böyle yiyeceksin meyveni, bundan böyle giyinik meyve yemek yok, anlaşıldı mı!'' diye dayatmadıktan sonra bana ne, kime ne?..


Bu fotoğraf ta diğer benzerleri ile birlikte dönüp durdu bütün gün internette, bana kaç defa geldi artık hatırlamıyorum bile. Oysa yukarıdakiler beni nasıl rahatsız etmediyse buradakiler de aynen öyle, varsa bir hesabı herkes kendi verir, gene bana ne? Benim ölçeklerim farklı, ben insanların ''ocu, bucu, şucu'' diye ayırılmasına, alınlarının ortasına damga vurulmasına zaten karşıyım. Kâinatın bütünlüğüne, özündeki uyum ve barış duygusuna, çekirdeğindeki teklik, birlik, heplik huzuruna direkt saldırılmadığı müddetçe hiçbirşeyi ve hiçkimseyi dışlamam. Bu sebeple başı örtülü kızlar sevgilisiyle bu şekilde öpüşemez de demiyorum, kıçı açık kızlar öyle güle oynaya meyve yiyemez de, ikisini söylemek te benim haddim değil çünkü, aynıları bana dayatılmadıkça, kimse benim başıma ya da kıçıma karışmadıkça da demeyeceğim, hiçbirşey ve hiçkimse bu gibi şeyler dedirtemeyecek bana! Fikrimi burada bu şekilde ve açıkça ifade ettiğim için kimlerin bana ne gömlek biçip neci diyeceği de hiç umurumda olmayacak, kimse kusura bakmasın. Benim büromdaki sekreterim de türbanlı, mesai saatleri içinde peruk kullanıyor, hâttâ ben artık kullanmadığım için peruklarımın bazılarını ona verdim. Çok akıllı, düzgün, becerikli, terbiyeli ve iyi eğitimli bir kız, kimselere değişmem onu. Gayet iyi anlaşıyoruz, ben açık, o kapalı olduğu için itişip kakışmıyoruz. Akşam mesai bittiğinde türbanını bağlayıp çıkarken bakıyorum arkasından, en ufak bir soru belirmiyor içimde, kendi inancı, kendi tercihi, gene bana ne elbette?

Ben de başımı değişik şekillerde bağlamayı severim zaman zaman, canım öyle ister, o gün öyle dolanırım. İnanç kaynaklı örtünen biri olmamama rağmen, üzerimde askılı blûz dahî olsa başıma birşeyler bağlamış olduğum için şucu ya da bucu sayılmaktan, etiketlenmekten, sınıflanmaktan da kurtulamamışımdır öte yandan, güler güler bu salak önyargılara gülerim, hâttâ hiç çekinmem, alay da ederim!..


Memleketimin her tarafından önyargı fışkırdığı, bunların ziftli çamur gibi paçalara, eteklere yapıştığı bu günlerden elbette hiç hoşnut değilim, ruhumun firar amaçlı sağa sola saldırmaları aslında çokça da bundan. Sevmiyorum ben bu kitlesel ''HAYIR!''ların enerjisini, zorluyor, kanırtıyor, hırpalıyor beni. Gazetelerin okur yorumlarına takılıyım şu sıralar, habire onları okuyorum, okudukça da merhum Aziz Nesin'in ruhuna rahmet okuyorum! Bi öyle okuyorum, bi böyle okuyorum yani, bi yanaktan, bi dudaktan, bi gıdıktan hesabı! İçim bulanıyor okudukça, ara verip birkaç derin nefes okaliptüs yağı kokluyorum, sonra gene okuyorum. Komplo teorileri, türlü çığırtkanlıklar, galeyanlar, borazanlar sıçrıyor üstüme, hiçbirşeyden değil ama bu berbat enerjilerden korkuyorum!

Kısa süre sonra fotoğraftaki aydınlık yüzlü adamın memleketine gideceğim ya, vallahi sokaklarda ıslık çalarak danseder gibi yürüyeceğim, kimsenin beni cart diye etiketlemeyeceği yabancı bir yerde, bu kadar kesif ve ağır olmayan bir havayı içime çekeceğim ve gene kim ne derse desin şimdiden çok sevinmekteyim, evet ya, oh ya, birkaç günlüğüne de olsa bu itiş-kakış/yoluş-atış çorbasının içinden çıkıp gideceğim!..


İstiyorum ki şöyle ufak bir yaratığım olsun, çok sıkılıp bunaldığım zaman cebimden çıkarıp gözlerine bakayım, gevşeyip rahatlayayım. Sabahları büroya geldiğimde kalemlerim, kağıtlarım, kahve kupamla birlikte onu da yerleştireyim masama. Bütün gün üzüm yesin, nar yesin, hurma yesin, çekirdeklerini sağa sola, misafirliğe gelip işin gücün çokluğuna rağmen gitmek bilmeyenlerin, o kadar uğraşıp anlattığım halde hâlâ anlamamakta direnenlerin kafasına kafasına tükürsün! Gazetelerin saçma sapan okur yorumlarının tam üzerine işesin istiyorum, birileri gözümün içine baka baka yalan söylediği vakit benim bir tek bakışımla yerinden fırlayıp çığlıklar atarak onların saçını başını yolsun, kafasını gözünü paralasın, riyâkarları, yalakaları, fitne-fesatçıları, çıkarcıları, kâinatın muhteşem uyumunu varlıkları ile bozanları huzuruma geldiklerine geleceklerine bin pişman etsin! Ben çalışırken onun önüne tekmil önyargıları yığayım, o minik parmakları ile hepsini yırtsın, un ufak etsin, üzerinde tepinsin istiyorum! Sonra herşeye şöyle okkalı bir tekme atıp, yaratığımı da avucuma alıp basıp gitmek istiyorum, kesinlikle basıp gitmek istiyorum!..


********************************************

Ben bu insanların arayışını anlamaya çalışıyorum. Teist olduğum için duamı eksik etmediğim Tanrı fikrinin bu dâhilerin anlamaya çalıştığı büyük fikir olduğunu sanıyorum.O yüzden de türban savaşı verenlere de onlara fanatik biçimde karşı çıkanlara da zerre kadar saygım yok. Tümünün cahil ve saygısız olduğunu düşünüyorum!



Bu arada ben mi ne durumdayım; ben mutluyum ve açıkça söylemek gerekirse türban konusundan anormal derece sıkılmış durumdayım. Aslında bugünlerde Orta Avrupa’da bir şehirde oturuyor olmak istiyorum. Hava durumuyla bağlantım tamamen kopmuş olduğundan içimin de sıkılması mümkün değil oralarda. Bir şişe kaliteli viski ile buz kabı yanıbaşımdayken, kuantum fiziği ile ilgili kitabımı örneğin Prag’da veya Viyana’da okuyor olmak isterim.Viskiden de sıkılırsam Bizon marka vodka da içebilirim. Tek şartım var; bunlar dışında oralardaki evimdeki televizyonda Türk kanalları aman sakın ha olmasın! Ne haber ne de gazete görmek istiyorum. Bilmem anlatabiliyor muyum?..


Demiş olan da sevgili Serdar Turgut'tur, ben ilgili yazıyı dün gece yazmıştım, o ise 10 Şubat'ta yayınlamış bunu, niye hiç şaşırmadım Allah'ım, niye hiç şaşırmadım, niye hiç........



Ek ve de dip: Aha bunu yazanın yakınması da, derhal ateşe atılıp yakılması da birebir aynı, sabır ey alemlerin büyük Rab'bı!..


7 yorum:

ERDIL dedi ki...

Siyah beyaz resmi görünce koltuğuma kurulup zevkle sanat/seyahatnamelerinle ilgili bir yazıyı okuyacağım diye sevinmişdim.Biraz okudukdan sonra faremle sayfayı biraz yukarı çekdim.Hakikaten resim bir Nü'müş vallahı ilk önce dikkatimi çekmemişdi.Sonra resmi iyice incelemeye başladim.Acaba bir çadırmıydı.Desenler biraz Balkanları andırıyordu.Çıplaklık /
Doğduğumuz zaman çıplak öldügümüz, zamanda çıplağız.Yalın..
*
Seneleri insan sırtına yükleyince; kaçırdığı o kadar güzel şeyleri aramakda gözler, çıplakla giyimli arasında fark sıfırlanıyor bakışlarda.
*
Ne garip bu günlerde bilgi sayarın dibinde kule gibi yükselmeye başladı kitaplar Nesin amca,Celal Yalnız,Neyzen,Nazım.
Onların kitaplarını tekrarlamk bir başka rehavet veriyor.
İçimdeki coşku yazıların altına atılan tarihlerle bütünleşiyor.
O tarihlerde ben çocuk idim.
Şimdi ise yaşlandım onlar çocuklaşdılar.Kahkahalarla gülüyorlar bu günüme.
*
Viyana'mi Prag'mi?
Nisan ayında Viyana Badem çiçekleri eşlik yaparken.
Karlı bir günde Prag sokakları.
Sevgiler can kızım...

Handan Demiralp dedi ki...

Kitapları yeniden okumanın rüzgârı beni de önüne kattı bu aralar sevgili Erdil Baba, olgun dimağımın şimdi onlardan damıttığı lezzet çok daha başka zira... Her zamanki içten alâkanıza teşekkür eder, selâmlar gönderirim gagasında zeytin dalı tutan güvercin kanadında:)

3K dedi ki...

kimilerinene göre ve bazen de bana göre ben bir fanatiğim milliyetci olarak ve dine bakış açımdan

yıllarca belli bir siyasi ideolojinin peşinden koştum koştum sonunda tak ettim dur ne yapıyorsun gerçi durmamıda liderimizin vefatı sağladı sonrasında yaşananlar bende aslında ideolojilerin yada siyasi fikirlerin insanları daha iyi bir yaşama değilde kaosa sürüklenmesi ve bir takım kişilerinde bundan rant sağlaması olarak algılamama sebep oldu.

Ben ülkemi seviyorum ben bu vatana bağlıyım hemde çok bu ülkenin kurtuluşunu sağlamış ve sonrada ayağa dikilmesini sağlayan Attatürk'e devamlı olarak dua ederim beni başkalarından ayıran fark Atatürk'ün bir insan olduğunu hatalarının da olabileceğini ama doğrularının hatalarından fazla olduğunu ve bunların ulusun gelişmesinde çok önemli yer ettiğini idrak edenlerdenim

Bir türk ve müslüman olan ben ve benim gibi düşünenler asla neden ülkede yasak var anlayamadı bazı arkadaşlarımız Her Kelimede bir Laiklik Atatürkcülük vs duydukca sanki bu yasakların ondan kaynaklandığını sandı ve bir nevi ona hınç duymaya başladı Oysa Atatürk kadar ulusun birliğini isteyen ve Türk halkının dinini yaşayabilmesini inancına sahip çıkmasını isteyen başka bir lider olmamıştır

neyse Günümüzde tartışmalar tartışmalar koca koca adamlar ve onların peşinde sürüklenen gençlik

serbest bırakılsın
hayır yasak olmalı bu laikliğe aykırı vs söylemler

ben hala bunun neresinin laikliğe aykırı olduğunu çözebilmiş değilim benim anladığım anlamda laiklik

devletin kendine referans olarak dini almaması ve dinin devlet işlerine müdehale etmediği gibi devletinde dini inançlara müdehale etmediği bir sistem olarak algılıyorum

ama karışan karışana herkes bir şeylere karışıyor ve bunun altında bence insanların ihtirasları yatıyor

artık o kadar sıkılmaya başladım ki ve o kadar da korkar oldum ki
güzel ülkemi gene kardeş kavgalarına sokacaklar diye ve bunu yaparkende her iki taraf kendini haklı görürken kazanan asla bu ülke olmayacak

Türk insanının okuma hakkının bir şekilde engellenerek onların yurt dışında eğitim görmesine neden olmak hangi aklın ürünüdür bilmiyorum

zaten ülkemizde kızları okutmak için kampanyalar yaparken bir yandan da hayır okuyamazsın demenin mantığını hiç anlamıyorum

bir şekilde yurtdışında eğitim gören insanların devlete bağlılığı azalmaz mı eziyet çektirenlere insan neden bağlı kalsın ki

ayrıca tarikat vs şeklinde ilişkilendirmeler nedeniyle insan eğer 2. sınıf vatandaş müamelesi görürse başka kutuplara neden gitmesin

Hani nerde tevhid-i tedrisat kanunu

herhalde bu kanun yurt dışındaki okulları kapsamıyor

Türk milli eğitiminin kontrolunden insanları çıkararak bilinmezliklerde yetiştiriyoruz ve cumhuriyet kendi dalını cumhuriyetci ve Atatürkcü olduklarını iddea edenler tarafından kesiliyor

müslüman,musevi,hristiyan, budist,yada her neye inanıyorsa insanlar inandıklarının öğretisinde yaşama serbestliğinde olmalıdır

çağdışı olarak hiç bir inanç yaşantısı görülemez daha doğrusu hiç bir şekilde inanç sorgulanamaz

çağdışılık insanların inançlarına müdehale etmektir

inançların yaşanmasını baskıyla engelleyerek laik rejim korunamaz

laik rejim kendine ancak özgürlükte yer bulur

özgür bırakılmış inançlar içinde yeşertilecek saygıyla o toplum huzur ile geleceğe bakar tıpkı hep gıbda ettiğimiz batı toplumlarında olduğu gibi

kimse kimsenin yaşam şekline karışmadığı sürece kim ne takıyor ne giyiyor diye sorgulanamaz ve olası nedenlere göre de yasaklanamaz

Eğer bu ülkede hukuk varsa şu bilinmelidir ki ihtimallere göre kimse suçlanamaz yargılanamaz yargılamak için maddi bir delil olmalıdır yani bir eylem ve bir sonuç

kendine halkına güvenmeyen devletlerin ömrü uzun sürmez

bırakın insanlar istedikleri gibi yaşasın taki bir başkasının haklarına tecavüz etmeden tecavüz ediyorsa da bunun için emniyet ve adalet sistemi içinde gerekli işlemleri yapsınlar

Handan Demiralp dedi ki...

Katılıyorum, denden koyuyorum, teşekkür ediyorum, saygıyla...

zehra dedi ki...

kesinlikle �yle kesinlikle kat�l�yorummm her kez kend� hayat�n�n hesab�ndan sorumludur b�r �nsan�n yapt�g� hata yada g�zellik birdak�m ortak ozell�kler�nden oturu d�ger �nsanlara mal ed�lemez

Aynur dedi ki...

Keske herkes sizin gibi dusunebilse!! Orda sölediginiz bi nokta cok önemli.Kimse bana dayatmadikdan sonra bana ne kime ne diyorsunuz nü resimler ile ilgili.Ama bakin kapalilara dayatiliyor.Burasi cok ince bi nokta

selamlar

AYNUR

Handan Demiralp dedi ki...

Zaten yazımdaki temel eksen ''dayatma''dır, çünkü kendi fikrini, inancını ve tavrını en doğru ve olması gereken görüp bu çerçeveye sığmayanları dışlamak modern+geniş düşünceli olmak değildir. Ben şahsî kanaâtimi dile getirdim, bunun ''ama''ları, ''fakat''ları, ''lâkin''leri elbette olabilir ancak temeli her hâlükârda ''BİZ'' ve ''ONLAR'' sınıflamasından uzak durmak ve dayatmamak olmalıdır. Zira bu sınıfsal-eylemsel-fikirsel ayrıştırma memleketimizi bu hale getirmiş, insanlar arasına kalın ve karanlık sınır çizgileri çekerek onları ne yazık ki bölmüştür! Çağdaşlık bu olmamalı diye düşünüyorum... Sevgi ve teşekkürle...