JellyPages.com

Cumartesi, Eylül 28, 2013

Cansacio y caluroso/ Yorgunluk ve sıcak...

''Benim Güzel Bahçem'' programının kamera arkasını belki de en yalın ifade eden fotoğraf işte budur. Vakit öğle sonrası, güneş tepede, altına sığındığımız yabanî eriğin gölgesi bile yeterince serinletmiyor, bol bol ayran, su ve akşama doğru da çay içiliyor. Bu sadece kısa bir an, az sonra kalkılacak, güneşin altında çekime yeniden başlanacak. Ekibin tepesinde yumurta pişiyor olsa da bütün çabalar ekrana yansıyacak görüntüler adına. Bazen 12 saati bulan çalışmalar topu topu 25 dakikalık bir program için. Televizyon dünyasının kuralı bu; siz saatlerce çalışırsınız, izleyici ekranın karşısına geçip izler ve biter. Kolay zannedilir, şıpınişi hallediliyor sanılır ama?...

Toprakla hemhâl olmanın, tohumla, fidanla uğraşmanın, ağaca dokunmanın keyfi ve sonuçta elde edilenler bütün güçlükleri silip geçiyor. Akşam olup güneş etkisini azalttığında hortumu eline alıp gün boyunca bu anı beklemiş olan bitkilere su vermenin hazzı ise tek kelime ile eşsiz! Yavaş yavaş boyunları dikilen, yaprakları canlanan, çiçekleri renklenen bitkilerin teşekkürü herşeye değiyor. Bahçemiz her gün daha bir güzelleşiyor, emeğimiz fidan olup topraktan başveriyor, sevincimiz yorgunluğumuzu derhal kapatıp örtüyor...
''Heyyy, buraya bakın'' diyor ekipten biri, ''güllerimiz açmış!'' Hemen oraya koşuyoruz, bahçeye getirildiğinde dikenli bir daldan ibaret güllerimizin sarılı, pembeli, kırmızılı, beyazlı kahkahalarına gururla bakıyoruz, ''bizim emeğimiz'' diyoruz, ''bizim emeğimiz ve yaradılışın muhteşem kudreti''... Güneşten yanmış enselerimizi, ağrıyan bacaklarımızı unutuyor ''e haydi'' diyoruz, ''daha adaçayları dikilecek, dereotu tohumları neredeydi, şu altınçanaklarını biraz gölgeye almalı, taflanlar gelecekti, geldi mi, ortancalar biraz keyifsiz mi ne, güneş dönüyor arkadaşlar, biraz acele!'' Yeniden başlıyoruz, keyifle, umutla, gayretle. Siz ekranda suyun yüzeyindekileri görüyorsunuz sadece, belki de asıl hikâye su altındaki kısımda yani kameranın gerisinde...
(Güzel yorumlarını aktaran, ekran başına geçip izleyen herkese kocaman teşekkür ile...)

4 yorum:

ömer f. özbek dedi ki...

Antalya'da deniz sezonu açıldı.Artık işten erken tüyüp akşamları deniz sefası dönemi başladı.Ama denizin en güzel hali sabahtır.Çarşaf gibidir.Sabah denizini akşam denizine tercih ederim her zaman.Bu keyfi yaşayabileceğim tek gün de pazar günü.Erkenden sahile gidip millet tembellik uykusundan kalkıp sahilleri kalabalıklaştırmaya başladığında da evime dönerim.Saat 13:00-14:00 arası yani.Ama gelin görün ki şimdi problem var.Sevgili dostumuzun güzel programı 12:30 gibi başlıyor.Bugün mecburen denizden fedakarlık yapıp gitmedim.
Hiç pişman olmadım ama bana güvenmeyin her an cayabilirim.:-)
Hani yazın çekilip kışın gösterime girseydi ne olurdu sanki??
Pazar gününün rehaveti ve miskinliğinin konforuyla koltuğuma gömülmüş izlerken;saatler süren çekimlerin yorgunluğuyla bir an bir köşede tam uyuklarken kameraya yakalandığınızda yüzüme geniş bir tebessüm yayıldı.
Yoksa sadistmiyim ben???
Sevgi ve saygılarımla

Handan Demiralp dedi ki...

Sevgili Özbek; evvelâ deniz keyfinizden vazgeçip izlediğiniz için teşekkür ederim elbette. Bahçe düzenleme zamanı bahar ve yaz başı olduğundan 13 bölümlük bu programı şimdi yapıyoruz. Yaz sonunda bahçeler artık demini almış oluyor, malûm. Bizim ekibin bana yaptığı ''gizli kamera şakası''ndan emin olun ben de haberdar değildim, kameraman beni yakaladığında birden uyandıydım ama bunu programa alacaklarını düşünmemiştim doğrusu, gördüğümde ben de kendime güldüm epey:) Demek ki sadistler birden fazla.Teşekkür ve selamla...

Ayn dedi ki...

Orada sizlerle olmak isterdim.

b a v e r dedi ki...

...ben de emek kısmına 'vay be ' diyorum. 25 dk.'lık bir programın çekimlerinin bu kadar sürmesi... Kim bilir, hepimizin meslekleri ile ilgili 'uzaktan davulun sesi hoş gelir' e karşılık gelecek nice ayrıntılar vardır...başarılar:)